Sınırları Aşan Bir Tebessüm ve Bozkırın Ortak İrfanı: Nasreddin Hoca
Bir milleti tek bir bayrak altında toplamak büyük komutanların, tek bir inançta birleştirmek ulu erenlerin işidir; ancak o milleti asırlar boyunca tek bir fıkrayla, tek bir tebessümle aynı anda düşündürebilmek sadece eşsiz bir zekânın, bir "Halk Filozofu"nun eseridir. Nasreddin Hoca; sadece Anadolu'nun fıkra kahramanı değil, Altaylardan Adriyatik'e kadar uzanan o devasa Türkistan coğrafyasının ortak aklı, ince zekâsı ve sarsılmaz irfanıdır.
Akşehir'den Türkistan'a Uzanan Ortak Hafıza
Bugün Türk dünyasının haritasını önümüze serdiğimizde, siyasi sınırların böldüğü boyları ve kavimleri görürüz. Ancak o sınırları hiçe sayan, pasaporta veya vizeye ihtiyaç duymadan gönülden gönüle seyahat eden ulu bir bilge vardır. O; Anadolu'da "Nasreddin Hoca", Azerbaycan'da "Molla Nasreddin", Özbekistan ve Türkmenistan'da "Hoca Nasreddin", Kazakistan'da "Koja Nasır", Doğu Türkistan'da (Uygur Türklerinde) ise "Nasreddin Efendi"dir.
Farklı coğrafyalarda, farklı şivelerle anlatılsa da; heybesindeki o keskin zekâ, haksızlığa karşı duruşu ve kaba kuvvete karşı aklın üstünlüğünü savunan o felsefesi hep aynı kalmıştır. O, Türkistan coğrafyasının o sarsılmaz "Birlik" şuurunun tebessüm eden yüzüdür.
Zalime Karşı Mizahın Kalkanı
Nasreddin Hoca'nın fıkraları, basit ve yüzeysel güldürüler (komedi) değildir. O fıkralar, aslında dönemin zalim yöneticilerine, yozlaşmış kadılarına ve adaletsiz düzene karşı halkın kullandığı en keskin silahtır. Özellikle Timur ile olan (halkın hafızasında efsaneleşen) fıkralarında Hoca; devasa orduları ve filleri olan koca bir imparatorun karşısına kılıçla değil, zekâsıyla dikilmiş; halkın ezilmişliğini ve feryadını o ince mizahıyla dile getirmiştir.
Bozkır insanı, kılıcın çözemediği sorunları Nasreddin Hoca'nın diliyle, onun o sarsıcı nükteleriyle çözmüş; acısını onun fıkralarıyla hafifletmiştir.
Eşeğe Ters Binmenin Derin Felsefesi
Onun en meşhur tasviri, eşeğine ters binmiş halidir. Bu, sıradan bir delilik veya tuhaflık değil; Türk-İslam felsefesinin en derin metaforlarından biridir. Hoca, talebeleriyle ilerlerken onlara arkasını dönmemek, onlara tepeden bakmamak için eşeğe ters binmiştir. Ancak bu tasvirin Türkistan coğrafyasındaki asıl mesajı çok daha derindir:
"Geleceğe doğru yol alırken, gözünüz hep arkanızda, yani köklerinizde ve geçmişinizde olsun!"
Geçmişini unutanın, geleceğe güvenle varamayacağını o kısacık eylemiyle koca bir millete anlatmıştır.
Gülümseyen Bir Milletin Ölümsüz Bilgesi
Bugün Özbekistan'ın Buhara sokaklarında bir Nasreddin Hoca heykeli sizi selamlarken, aynı Hoca'nın ruhu Akşehir'de mayalanan gölün etrafında dolaşmaktadır. O, Türkçenin zekâsını, Türk milletinin pratik aklını ve olaylara "Bozkır'ın" o geniş ufkuyla bakabilme yeteneğini temsil eder.
Bozkırname'nin dijital sayfalarında Nasreddin Hoca'yı anmak; sadece bir mizah ustasını yâd etmek değil, Altaylardan Anadolu'ya kadar aynı fıkraya gülüp, aynı dersi çıkaran o devasa "Türk Dünyası Ailesi"nin bağlarını yeniden perçinlemektir.
Bu yazıyı panelinize eklerken URL (slug) kısmına turkistanin-ortak-tebessumu-nasreddin-hoca yazarak yayına alabilirsiniz. Siteniz şu an siyaset, tarih, din, edebiyat ve halk felsefesiyle muazzam bir "Türk Dünyası Ansiklopedisine" dönüştü!